Her yıl binlerce Almanca konuşan profesyonel ve girişimci, ilk bakışta basit görünen bir kararı tartıyor: Avrupa'nın en güçlü ekonomilerinden birinde kalmak mı, yoksa gelir vergisi olmayan bir Körfez ülkesine taşınmak mı? Bu adımı atan herkesin de doğrulayacağı gibi, gerçek hayat bir vergi oranı karşılaştırmasından çok daha katmanlı.
Almanya da BAE de nitelikli uluslararası iş gücü için güçlü birer çekim merkezi. Her ikisi de güvenlik, altyapı ve ekonomik fırsat sunuyor. Ancak bunu birbirinden köklü biçimde farklı iki toplumsal sözleşmeyle yapıyorlar. Bu farkları kavramak, iki ülke arasında karar verirken asıl yapılması gereken iş.
Vergi Aritmetiği
Almanya'da gelir vergisi ile sosyal güvenlik kesintileri toplamı, çalışan profesyoneller için genellikle brüt maaşın %35 ila %47'sini götürür. Münih'te 120.000 EUR kazanan bir üst düzey yönetici, tüm kesintilerden sonra eline yaklaşık 68.000-72.000 EUR alır. Dubai'de aynı maaşı kazanan bir profesyonel ise bu tutarın tamamını cebinde tutar. Beş yıllık bir sürede bu farkın birikimli etkisi, BAE'de 150.000-200.000 EUR'yu aşabilen bir sermaye birikimi avantajına dönüşür. Bu, mülk satın almaya, bir işletmeyi finanse etmeye ya da bir ailenin finansal geleceğini ciddi biçimde değiştirmeye yetecek bir tutardır.
Bu hesap, son yıllardaki göçün büyük kısmını tetikledi. Ancak yalnızca vergi avantajı için taşınıp diğer her şeyi göz ardı eden profesyoneller, çoğunlukla iki yıl içinde geri dönenler oluyor.
Vergi Tasarrufunun Bedeli
Almanya'nın yüksek vergi oranı, BAE'nin kamu harcamalarıyla karşılamadığı bir şeyi satın alır: kapsamlı bir sosyal güvenlik ağı. Anaokulundan üniversiteye kadar ücretsiz devlet eğitimi. Yasal güvenceyle herkese açık sağlık hizmeti. Geniş kapsamlı işsizlik sigortası. Güçlü bir emeklilik sistemi. Dünya genelinde en cömertler arasında yer alan ebeveyn izni hakları.
BAE'de bu hizmetler de mevcut, ancak finansmanı özel kaynaklardan sağlanıyor. Dubai'deki uluslararası okul ücretleri, çocuk başına yılda 20.000 AED ile 100.000 AED arasında değişiyor. Sağlık sigortası zorunlu olmakla birlikte işveren tarafından karşılanıyor ve kalitesi büyük ölçüde farklılık gösteriyor. Devlet emekliliği ya da işsizlik sigortası yok; ebeveyn izni de yakın zamanda genişletilmiş olmasına rağmen Avrupa standartlarına göre sınırlı kalıyor.
Yalnızca vergi avantajı için taşınıp diğer her şeyi göz ardı eden profesyoneller, çoğunlukla iki yıl içinde geri dönenler oluyor.
Güvenlik ve Günlük Yaşam
BAE, dünyanın en güvenli ülkeleri arasında istikrarlı biçimde yer alır. Suç oranı, herhangi bir büyük Avrupa şehrinin yanında çok düşük kalır. Çocuklar, ortak yaşam alanlarında gözetimsiz oynar. Kadınlar gece geç saatte endişe duymadan tek başına yürür. Hırsızlığın, toplu taşımadaki saldırgan tavırların ve kentsel düzensizliğin sıradan şikayetlere dönüştüğü Alman şehirlerinden taşınan aileler için bu fark, daha ilk günden çarpıcı biçimde hissedilir.
Almanya ise BAE'nin sunamayacağı bir şeye sahip: kültürel derinlik, belirgin dört mevsim ve yüzyıllar boyu kesintisiz gelişmiş bir toplumun dokusu. Noel pazarları, yürüyüş parkurları, mahalle fırınları, üniversite kasabaları ve hafta sonu kolayca Prag'a, Amsterdam'a veya Alpler'e gidebilmek; bunların hepsi hiçbir vergi hesabına sığmayan, ama birçok yabancının ülkeden ayrıldıktan sonra derinden özlediği yaşam kalitesi unsurları.
İklim, Bağlantı ve Topluluk
Dubai'nin iklimi ekim-nisan arasında gerçek bir avantaj, haziran-eylül arasında ise gerçek bir sorundur. Yaz ayları günlük hayatı klimalı mekanlara hapseder; Avrupalılar bunu başlangıçta keyifli, zamanla ise bunaltıcı bulur. Almanya'nın iklimi tropik olmaktan uzak olsa da, Körfez yazlarına özgü aşırılıklar olmadan yıl boyunca açık hava etkinliklerine imkan tanır.
Ulaşım ağı konusunda üstünlük BAE'de. Dubai Uluslararası Havalimanı, dünyadaki neredeyse her büyük şehre aktarmasız uçuş imkanı sunar. Saat dilimi ise hem Avrupa hem de Asya iş saatleriyle örtüşen bir çalışma gününe olanak tanır. İşi sık seyahat ya da sınır ötesi koordinasyon gerektiren profesyoneller için bu, gündelik işleyişte ciddi bir avantajdır.
BAE'deki Alman topluluğu köklüdür; Almanca eğitim veren okulları, sosyal kulüpleri, profesyonel ağları ve kültürel etkinlikleriyle yerleşik bir yapıya sahiptir. Daha geniş yabancı topluluğuna uyum sağlamak da Almanca konuşanlar için genellikle kolaydır; çünkü Dubai'deki profesyonel yaşamın belirleyici özelliği olan uluslararası ve İngilizce ortama çoğu zaman rahatça ayak uydururlar.
Almanya ile BAE arasındaki tercih, nihayetinde bir öncelik meselesidir: kariyer aşaması, aile yapısı, finansal hedefler ve kültürel ihtiyaçlar. Polaris, Almanca konuşan müşterilere BAE'ye taşınmanın yapısal yönleri konusunda danışmanlık sunar: ikamet, kurumsal yapılandırma, vergi planlaması ve bankacılık. Bizimle info@polaris.ae adresinden iletişime geçebilirsiniz.